hayatın yatsı ezanı okunsa da kılıp uyusak günlerine geçiş yapmak yani büyümek
siz hiçbir yere girip “benim burada bir hikayem var” hissine kapıldınız mı? ben önünden geçerken camında garson aranıyor ilanını gördüğüm lokantaya girerken bunu dedim kendi kendime. tabi bu hikayenin günlük 400 türk lirasına tekabül ettiğini bilmiyordum. üstelik daha ne kadar sakar olduğumu bile bilmiyorlardı. zaten kırıp döktüklerimi ücretten düşsek ben oradan borçlu çıkardım. neyse orada da bir hikayem yokmuş tamamen yanlış alarmmış. her şeyi romantize etmenin lüzumu yok. nisan değilse mayıstır diye diye kendimi oyaladığım özel okullara iş başvurusu yapma sürecimin olumsuz sonuçlandığı gerçeği ile yüzleştikten sonra (çünkü hiçbiri geri dönüş yapmadı cv’yi bile kontrol ettim acaba numaramı mı yanlış yazdım diye) kendi kendime tamam dedim ya, olsun. bu yazı çalışarak geçirmek istiyordum o zaman farklı sektörlere yönelebilirim dedim. önce bankalara başvurdum. kendini on yıl sonra nerede görüyorsun sorusuna bir cevap vermem gerekseydi bankacılık hiç aklıma bile gelmeyen bir seçenek ...